“Asklepion Ölümün girmesinin yasak olduğu, vasiyetnamelerin hiç açılmadığı şehir “

İsmini Asklepios’tan alan, Antik çağın en önemli sağlık merkezlerinden olan Bergama’daki dönemin ünlü hekimlerinin yetiştiği bir tıp okulu ve dünyanın ilk psikiyatri hastanesidir.

Hastanenin kapısında “Ölümün girmesi yasaktır” ve “Vasiyetlerin açılmadığı yer” yazar.

Dünyanın ilk sağlık merkezlerinden biri olan Asklepionun sularında radyoaktif özelliklerin olduğu günümüzde yeni keşfedilmiştir. Bu şifalı sular yüzyıllarca sağlık amaçlı kullanılmıştır.

Asklepion asırlar önce bünyesindeki seçkin hekimler ve müzik, çamur banyoları, su ve spa terapileri, meditasyon, telkin, doğal bitkisel karışımlar, masaj, aromaterapi, özel diyetler gibi günümüzde tekrar popülarite kazanan yöntemlerle hastalara şifa dağıtan bir yerdi.

Asklepion’ da uygulanan tedavi çok akıllıca yürütülürdü ve tıp mesleğini geliştirdiği görülmektedir. Asklepion’ da uygulanan tedavinin üç temel öğesi vardı bunlar; perhizsıcak ve soğuk banyo ile beden hareketleridir.

Asklepion tiyatrosunda yapılan törenler, müzikle uygulanan telkinler hastaların iyileşmesine katkıda bulunuyordu. Burada telkin ve inanç yoluyla iç içe geçmiş tıbbi, cerrahi ve paramedikal tedavileri ile döneminin en önemli sağlık merkezlerinden biri olmuştur.

Yunan mitolojisinde Asklepios, Apollonun oğlu ve özellikle sağlık tanrısı olarak bilinmektedir.

Asklepios, Apollon ve Koronis’in oğludur ve ilginç bir hikayesi vardır. Apollon, Teselya kralı Phlegyas’ın kızı Koronis’e aşık olur ve Koronis hamile kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. Bu olayı izleyen bir kuzgun durumu Apollon’a bildirir. Durumu öğrenen Apollon onu diri diri yanmakla cezalandırır. Apollon, Koronis ölmek üzereyken karnındaki çocuğu kurtarır ve büyütmesi için Kherion’a verir. Kherion, vahşi doğanın içinde büyümüş ve doğanın tüm sırlarına erişmiş bir yaratıktır. Kherion, Asklepios’u usta bir hekim olarak yetiştirir. Asklepios cerrahlık ve ölüleri diriltme konularında ustalaşır. Ancak Zeus doğal düzeni bozduğu ve kendi gücünü aşması nedeniyle Asklepios’tan çekinmeye başlar ve onu yıldırımlarıyla öldürür. Apollon’da bu olayı cezasız bırakmaz ve Zeus’a yıldırımı bağışlayan Kykloplar’ı öldürür. Asklepios’un cansız bedenini de gökyüzüne yıldızların arasına yerleştirir.

Asklepios’un tapınaklarına Asklepion denir. Bunlar aynı zamanda İlkçağın hastaneleridir. Türkiye’de Bergama’da olanı en büyüğü ve en ünlüsüdür. Helenistik dönemde kurulmuş olan bu büyük sağlık kompleksi Asklepios’tan başka onun kızı sağlık tanrıçası Hygieia ve onlardan çok önce Anadolu’da bulunan Telesphorus‘u bir araya getirmektedir. Şifalı su, kaplıca, fizik tedavi, temiz hava gibi tedavilerin yanısıra telkin eğlence ve müzik yoluyla hekimliğin ne kadar ileri gittiğini göstermektedir. Bu Selçuklu ve Osmanlı anlayışında da karşımıza çıkar.

Asklepios efsanesine Anadolu’da yapılan bir katkı da şudur (aynı hikaye Lokman Hekim içinde anlatılır); Zeus Asklepios’u yıldırımıyla öldürünce bu sırada hekimin yazmakta olduğu reçete oradaki bir otun üzerine düşmüş, yağan yağmurla kağıttaki yazı toprağa karışarak her derde deva sarımsak meydana gelmiştir.

Asklepios, Yunan tanrıları içinde ününü en uzun süre sürdürenlerden biridir. Ortaçağ’a kadar karşımıza çıkar. Hekimler Asklepiades adında bir lonca etrafında bir araya gelirler. Kos (İstanköy) adasında yaşayan Hipokrat’da bu geleneğe bağlıdır. Asklepios’un yılanlarla sarılmış asası bugün de hekimliğin simgesidir.